Gül-Mat Ofset Matbaacılık Ambalaj çıkışı ihracatta arıyor

Servet Gülseven; “Faizler düşmeden bizim sektörümüz ve tüm sektörler düzene girmez. Şu anda kendimizi daha çok yurt dışına hazırlıyoruz. Yurt dışıyla alakalı görüşmelerimiz var.”

Bursa’nın yarım yüzyılı geride bırakan matbaalarından Gül-Mat Ofset Matbaacılık Ambalaj Ltd. Şti., ekonomik durgunlukta çıkışı ihracatta arıyor. Firma sahibi Servet Gülseven sorularımızı yanıtladı.

Firmanızın geçmişini kısaca özetler misiniz?

Firmamız 1967 yılında babamız Kaya Ali Gülseven tarafından kuruldu. O günden bugüne 56 metre karelik bir matbaadan 3 bin metre karelik bir matbaaya geldik. Şu anda yoğunluk ambalaj sektöründe. Aylık 250 bin büyük, milyon adetli olmak üzere küçük kutu üretimi yapıyoruz. Bu arada bir gelişme oldu, seçimlerle ilgili Yüksek Seçim Kurulu’nun ihalesini aldık. Türkiye’de 7 ilin oy pusulasını bastık. Ambalajın dışında bir iş yaptık. Bu makine parkımızın güçlü olması sayesinde oldu. Makine parkımızda 70×100 6 renk KBA var, bir de 4 renk Roland var. Bundan dolayı bizi tercih ettiler. Alnımızın akıyla iş bitiminden dört gün evvel teslim ettik. Teşekkür aldık, herkes memnun oldu. Haricinde, yaklaşık 100 – 200 ton arasında kağıt işleme kapasitemiz var. Ürün bobin giriyor, ebatlama makinemiz var, mamul olarak çıkıyor. Çalıştığımız firmaların %85’i ihracat firması. Direkt olarak da ihracat yapıyoruz, haricinde dolaylı yönden de yaptığımız mal ihracata gidiyor.

Direkt ihracatınızın oranı nedir?

Direkt ihracatımız şu anda %10. Avusturya, İtalya, gibi ülkelere ihracatımız var.

Daha çok hangi sektörlere iş yapıyorsunuz?

İç piyasada daha çok tekstil, otomotiv ve gıda sektörlerine iş yapıyoruz. Geçen senelerde %70 tekstildi, biz bunu biraz böldük, şu anda %50 tekstil %15 otomotiv kalan da diğer sektörlere dağılıyor. İhracatta daha çok gıda ve tekstil ağırlıklı.

Gıdaya doğrudan temas eden ambalaj da var mı?

Var, yapıyoruz. Sertifikalarımız da mevcut.

Kaç kişiyle çalışıyorsunuz?

Kırk kişilik bir kadromuz var. Şu an vardiya yok ama istediğimiz an vardiyaya çevirebiliyoruz.

İşlerin gidişatı hakkında son bir iki yılı değerlendirirseniz sizin özelinizde durum nedir?

Son bir iki yılı değerlendirirsek kapasite düştü. İnsanların alım gücü düştü, dolar kuru yükselmeden geçen yıl altıncı ayda kağıt fiyatları patladı. İki liralık kağıt üç buçuk, dört lira oldu. Kur yükselmezken kâğıt fiyatları yükseldi. Bununla beraber kurlar da artınca kutulu mamül üreten firmalar kutudan çekilmeye çalıştı. Özellikle gıda firmaları OPP, PVC gibi ambalaja geçmeye çalıştılar. Yakın zamanda yeni bir sektörle tanıştım, aylık yaklaşık olarak 50 bin baklava kutusu imal ediyorum. Karar almışlar, PVC ambalajlara dönmüşler. Bizim yaptığımız 50 kuruşluk kutuyu onlar 30 kuruşa yapıyorlar. Bundan dolayı da bizim işimiz sekteye uğradı. 2021 yılına kadar işlerin düzeleceğini sanmıyorum.

Neden 2021?

Öncelikle faizlerin düşmesi gerekiyor. Enflasyonun düşmesi gerekiyor. Enflasyonun tek haneli rakamlara düşmesiyle beraber faizlerin düşmesi gerekiyor. Faizler düşmeden bizim sektörümüz düzene girmez. Şu anda kendimizi daha çok yurt dışına hazırlıyoruz. Yurt dışıyla alakalı görüşmelerimiz var.

Ne yapıyorsunuz, yeni yatırım planınız var mı?

Fuarlara katılmayı düşünüyoruz. Önümüzdeki süreçte KASAD’a üye olabiliriz. Yeni yatırımla alakalı hiçbir şey düşünemiyoruz. Kurların ne olacağı belli değil.

İşler genelde kaç renk, fantezi kutu işiniz var mı?

Tek renk, iki renk, 4 ve 6 renk geliyor. Taslama kutu yapıyoruz. Taslama kutu, e+b, e dalga, 230’dan 450 grama kadar kutu üretiyoruz. Açık ebadı 100 x 140 cm’e kadar kutu yapabiliyoruz. İstanbul’da kardeş olarak çalıştığımız bir firma var, onunla çalışıyor, büyük ebatlarımızı orada çözüyoruz. Kendi matbaamız gibi işimizi hallediyoruz. O yüzden büyük yatırıma ihtiyaç duymuyoruz. Bursa’da müşterilerin İstanbul merakı var. İşlerini İstanbul’da bastırmak istiyorlar.

Diğer kentlerde de aynı sorun hep vardı. Yavaş yavaş kırılıyor galiba.

Biz Ankara’ya iş yapıyoruz. Ankara ambalajda çok zayıf. Ankara’da daha çok yayınevleri olduğu için ambalajla alakalı pazar oluşturmaya çalışıyoruz. Çalıştığımız medikal firmaları var kendimizi daha da geliştiriyoruz.

Müşteri taleplerinde bir değişiklik var mı? Pazarda bir değişim algılıyor musunuz?

Müşteri daha ambalaja yönelik daha sağlam kutular arıyor. Tekstilde butik kutular yapıyoruz. Bir kutu yaklaşık 7 – 8 defa elden geçiyor. Basıyoruz, selofan yapıyoruz, varak yaldız basıyoruz, simli lak atıyoruz, üstüne gerekirse desen atıyoruz, pencere yapıştırıyoruz ve öyle çıkarıyoruz.

Bu bahsettiğiniz uygulamaların talebinde artış var mı?

Var. Çünkü artık dönem ambalaj dönemi Ambalaj olmadan ürün satılmıyor. Herkes her ürünü ambalaja koyuyor.

Baskı öncesinde neler var?

Baskı öncesi 3 grafikerimiz var, kendi bünyemizde Kodak CtP var. Aylık kalıp tüketimimiz üç baskı makinesinde 2 bin, 2 bin 500 civarında. Bir de 35 x 50 baskı makinemiz var, iki renkli onda da küçük işlerimizi toparlıyoruz.

Ambalajda baskı ve baskı sonrası uyumu önemli. Sizin baskı sonrası hızınız baskıya yetişebiliyor mu? Dışardan hizmet alıyor musunuz?

Hayır, yetiyoruz. Dışardan alabileceğimiz bir hizmet de yok. Burada bir Gül-Mat daha yok. Bursa, İstanbul gibi değil. Bizde iki tane büyük ebat baskı makinesi var, arkasında 7 tane kesim makinesi var. Bir adet Bobst 110 x 150 kesim makinesi, bir adet 70×100 kesim, iki pedallı kesim makinesi, 3 kazanlı var. Demirağ Makine’nin kutu katlama makinesi var. Haftanın en fazla 2 günü mesai yapıyoruz.

İşlerinizde kâğıt ve gramaj dağılımı nasıl, tedarik sorunu var mı?

Biz %70 Amerikan %30 krome karton kullanıyoruz. 300-350 gram Amerikan Bristol, 350-400 gramda da krome karton ağırlıklı.

Tedarik başlı başına bir problem. Kâğıt yok şu anda. Kâğıdı çok zor temin ediyoruz. Matbaacılık piyasası, özellikle ambalaj, işin son bitiş noktasıyız. Firma tüm ürünü hazırlıyor. En son ambalaja geliyor. Bunu yaptırmak ve ödemek zor geliyor, malum sıkıntılar biraz da bundan kaynaklı. İnsanlar ambalaja önem vermiyorlar. En çok değer verilmesi gereken noktaya en az değeri veriyorlar.

Bir sürü ithalatçı firma battı, küçüldü. Şu an İstanbul’da birinci el ithalatçıdan mal alıyoruz. Alırken de zorlanıyoruz. Bir şekilde işimizi çözüyor muyuz? Evet, malsız kalmıyoruz. Elimizde her zaman en az 100 ton 150 ton karton oluyor ama sıkıntı çekiyoruz.

Bahsettiğiniz en büyük sorun vadeler orada bir değişiklik yaşandı mı? Satışlar nasıl?

Müşterilerimizi nakit ödemeye yönlendiriyoruz, Çünkü sadece matbaa sektöründe değil bütün sektörlerde olan bir şey. Aylık vade farkları %3-3,5’la çalışıyor şu anda. Ben de ithalatı kendim yapıyor olsam ki çok düşündüm ama mantıklı değil ne olacağı belli değil; bugün dolar 5.40, onu parayı çevirirken 6 lira oluveriyor dolar. İthalatçı tarafından düşünüyorsunuz, %3,5 vade koyuyor, adam haklı, 4 ay sonra kurun ne olacağını bilmiyor. Ben niye Türkiye’de niye Amerikan Bristol fabrikası yok diye düşünüyorum. Her zaman da söylüyorum Amerikan Bristol’ü üretemiyoruz. Kartonsan, Muratlı Karton Türkiye’nin üretiminin sadece %20’sini karşılayabiliyor. Ama neden bizim Amerikan Bristol fabrikamız yok neden bizim doğru düzgün bir kağıt fabrikamız yok?

Satışlarımız altıncı aya göre, yani krizin öncesine göre düştü. Biz şu an %50 kapasite ile çalışıyoruz. Bazen %40’lara kadar düşüyoruz. Bizi tatmin etmiyor. O yüzden zaten pazar araştırması yapıyoruz. Ama tedbirli gidiyoruz.

Pazarlama departmanınız var mı?

Kendimiz ilgileniyoruz. Ben pazarlama mantığında çalışmak istemiyorum. Pazarlama işi biraz sıkıntılı bir iş. Özellikle matbaa sektöründe. Sonradan matbaacı olunmuyor, çok zor meslek matbaacılık. Bu işi benimsemek gerekiyor. Kağıdı, kartonu bilmek, rengi tanımak gerekiyor. Mamulü tanımak gerekiyor. Müşteri gelip ürünü nü neye koyacağım dediğinde onun nasıl sunulacağını bilmek gerekiyor. İstanbul’daki matbaalar öyle değil. Sadece sıvama karton yapıyor, ölçüyor gramajı metre kare fiyat veriyor. Bizde böyle bir şey yok. O yüzden pazarlamayı ben ve yardımcım yürütüyoruz.

Personel sayınız hatırı sayılır derecede. Haliyle rekabet de olunca dalgalı piyasada içerideki verimlilik hesabını nasıl yapıyorsunuz?

Makine takip formlarımız var, her makineyi takip ediyoruz. Her makinenin başlangıç ve giriş saati olarak kapasitelerini ölçüyoruz, sorguluyoruz personeli. Ona göre personele yaptığı işlerle ilgili eğitim veriyoruz. İstediğimiz saatte de üretemezsek sorguluyoruz. Kendi içimizde bakımcımız var, dışarıya bağımlı değiliz. Makinenin periyodik bakımlarını kendimiz yapıyoruz. En az ayda bir gün makinelerin bakımına ayrılıyor. Cumartesi günleri makinelere bakılıyor. En az iki sene yatırım düşünmüyorum. Henüz %40’lardayız. Kapasiteyi bir dolduralım, burada eksiğiz diyelim. Bizde yetmeyen makine yok şu anda.

Bursa’da biz aranan bir matbaayız. Bizim için bu çok önemli. Burayı entegre bir tesis haline getirdik. Buraya sabah gelen bir müşteri çok acil işi varsa ertesi sabah bin tane kutusunu alıyor gidiyor. Bir günde bir kamyon mal üretebiliyoruz. Burada günlük 10 ton kağıt işleme kapasitemiz var. 20 – 25 gün çalışsam tam kapasiteyi kullansam 2 – 2,5 milyon ciro yapabilecek kapasitedeyim. İstanbul’a taşınmayı, Ankara’ya taşınmayı çok düşünüyoruz. Ama burada yaşıyoruz. Sabah 7 buçukta evden çıktığımda 10 dakikada fabrikamda olabiliyorum. Sekiz buçukta çıksam yarım saatte geliyorum. İstanbul öyle değil, bir yerden bir yere gitmek insanın gününü bitiriyor. Öte yandan, burada 10 bin yaptığım işi onlar milyon adetli yapıyorlar. Hep bir yerde tıkanıp kalıyoruz. Biz babadan oğula matbaacıyız. Servet Gülseven yönetiyor Gül-Mat’ı ama firma beni geçiyor, bazen yetişemiyorum. Kendi kabuğuma da sığamıyorum. Olmam gereken yer burası değil diye düşünüyorum. Bir bakıyorum iş geliyor 500 bin, eskiden yapamayız diyordum, şimdi 1 milyonluk iş geliyor, termin 1 hafta diyoruz.

Yazar: admin

Bir cevap yazın